geyiq.com  

Geri dön   geyiq.com > İş Güç > Eğitim
Kayıt ol SSS Geyiqerler Takvim Forumu okunmuş say

Cevap
 
Konu Saçmaları
Old 01-02-2008, 05:38 PM   #1
Altinay
geyiq jr.
 
Altinay's Avatar
 
Kayıt tarihi: Nov 2007
Mesajlar: 7
Default Gönül Bilimlerine Giriş

Gönül Bilimlerine Giriş-12

Gönlüyle düşünen, bedeni, duygusu, kültürüyle düşünür. Heyecanlı coşkuludur. Canı vardır çünkü, özgürdür. Gürlüğü özünden gelir.(Öz-Gür kelimesi özü gür demektir.) Sadece özgür değildir.
Özgündür de. Kendi hareket alanının meyvalarını topladığı için.
Özgüldür. Kültürüyle, kendine özgü kültürle bağ kurduğu için.
Özerktir. Baskı altında olmayıp, iç dünyasıyla ilgili kararları kendi verebildiği için.



Kaynak;
Ahmet İnam, Düşünce Özgürlüğünden Özgür ve Özgürleştirici Düşünceye...... adlı makale.
Düşünce Özgürlüğü-Hazırlayan Hayrettin Ökçesiz-Afa yayınevi-1998-Sayfa 44
HFSA-Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arkivi Yayınları: 3

Gönül Bilimlerine Giriş-13-A

Gönülden bilime;

Bilim, gönülle yapılmalı, bilgi, gönülden yaşanmalı. Gönül ise hiçbir inancın tekelinde değildir. Gönül inanç sistemlerinden önce gelir. Gönül inanç sistemleriyle yönlendirilemez.
Gönlü olan anlar. Sever, bağışlar, sorgular, araştırır.

“Gönülden Bilime” yolculuklar kitabı-Ahmet İnam-Hece Yayınları-1. baskı-ekim, 2002- sayfa 180.

Gönül Bilimlerine Giriş-13-B

“Gönül neden salt bir duygu, duyguların yuvalandığı bir kalp değil? Çünkü duygudan,”kalp”ten fazla. İçinde kültürü taşıyor. Bir geçmişi. Bir hayat anlayışını. Bir yaşama biçimini. Bir insana bakış tarzını.”

Ahmet İnam-Teknoloji benim neyim oluyor?-ODTÜ yayıncılık-mart 2005-sayfa-7


Gönül Bilimlerine Giriş-14

Gönlümüz var mı? Olmalı. Hazır olarak yok. Gönül, yaratılan bir şey. Düşünce ve sanatla. Duyguyla, insanın tüm özelliklerinin bir araya geldiği güç ile.
Gönlün biyolojik bileşeni gönlümüze bağlı. Politik yanı topluma, yönetime. Duygusal bileşeni, duygu akışımıza, öfkelerimize, sevinçlerimize, umutlarımıza, inançlarımıza. Dile getirilebilen ve dile getirilemiyen(sözsüz), anlatım yanı, anlam verebilme bileşeni, hüner, bilgi, bilgelik(yaşama ustalığı) bileşenleri var. Gönlün içinde bir ölçüde denetim var.(Murakabenin anlamlarını anımsayın!) Yarışma, kendini aşma yanı var. (Beceri anlamındaki “uzluk” sözcüğünün dayandığı “uz”, Eski Türklerde “anınğ atı uzdı” tümcesinde olduğu gibi, “onun atı(bir başka atı) geçti.” Anlamındadır.)
Şunu demek istiyorum: Gönül teknolojiden ayrı değil, onun karşısında, üstünde ya da altında değil. Onunla iç içe.
Kendimizi gerçekleştirmemiz teknolojik olarak birşeyler yapabilmemiz gönlümüze bağlı.
(Kaşgarlı Mahmut-cilt3,s239,tdk,1986 baskı)
Könğül kiming bolsa kalı yok cıgay
Kılsa küçün bolmas anı tok bay
(Kimin gönlü çok yoksulsa, güç ile o tok ve zengin yapılamaz.)deniyor.Gönül dışarıdan denetimle güçlendirilemiyor; gönül denetimi ayrı bir “denetim” biçimidir. İsterseniz ona gönülleme diyelim. Gönülleme, teknolojik, teknikle yürütülecek bir denetim değildir. Gönüllenmiş gönüller, gönül olabilmiş, sindirim gücünü, özerkliğini kazanmış gönüllerdir. Anlam verebilen, amaç koyabilen, teknolojik denetimle sıkı ilişkide de olsa, ondan farklı olabilen bir çabadır gönülleme.


Kaynak;Teknoloji benim neyim oluyor?- Ahmet İnam-ODTÜ yayınları-sayfa38
Altinay is offline   Reply With Quote
 

Old 01-02-2008, 05:39 PM   #2
Altinay
geyiq jr.
 
Altinay's Avatar
 
Kayıt tarihi: Nov 2007
Mesajlar: 7
Default Yanıt: Gönül Bilimlerine Giriş

Gönül Bilimlerine Giriş-15
Yaşama Sanatı nedir?
Her sabah hayatımızı değiştirmek için bize yeni bir fırsat doğmaktadır. Hep karanlık görülen, hep şikâyet edilen hayat kime ne kazandırmıştır ki... Olgun ve gelişmiş insan, yavaş yavaş şikâyet ikliminden ayrılır. Hayatı olduğu gibi görmeye ve kabul etmeye doğru gider. Yavaş yavaş hayrı konuşan, yayan ve yaşayan bir insan olur. Önemli olan hayatın kabuğundan özüne doğru inebilmektir. Burada san’at eserleri bize çok faydalı olur. Gerçek san’at eserlerinde biz varlığın özü ile temasa geçeriz. Nasıl çeşitli san’at eserleri varsa bir de hayat san’atı, yaşama san’atı vardır. Asıl önemli olan, yaşama san’atında usta olabilmektir. Elde edilmesi en güç dostluk, insanın kendi kendisiyle olan dostluğudur.
Yunus’un ısrarla belirttiği gibi, insan hayatında önemli olan gönüldür. Gönül çalabın tahtıdır ve dünyaya hükmeden odur.



Sabri Tandoğan

Gönül bilimlerine giriş-9

Kulak eşitse köñül bilir. Köz korse üyik kelir. (I. 211) Kaşgarlı Mahmut.
( Kulak işitse gönül bilir, göz görse sevinç gelir.)
İnsan önce işitti, sonra gördü.Kulak işitince Gönül bilir.Bilen Gönüldür.
Çocuk annesinin karnında önce işitir. Gönlü bilir. Çünkü; önce Gönül gözü açılmıştır. Sonra baş gözü açılacaktır.
Aslında baş gözü olmasa da annesinin karnındayken, okşamaları gene sevinç verir.
İnsan işitir, işitince sevdiğini sesinden bilir. Sesin geldiği yerdeki sevdiğine bakar ve sevinç duyar.
25 Haziran 2005 Cumartesi 21.45



Gönül Bilimlerine Giriş - 32

Can ve Gönül

Can ve gönül, mücerret (Soyut)kavramlar olup âşığın sevgilinin bakışlarından etkilenen en önemli manevî unsurlarıdır. Yetim ile aralarındaki ilgi ise ayrılık ve yalnızlık sebebiyle kurulmuştur. Nasıl ki yetim, onun için en değerli iki varlık olan anne ve babasından ayrılmış ise can ve gönül de âşık için çok kıymetli olan sevgilinin baygın bakışlı gözlerinden mahrum kalarak yetim olmuşlardır. Gönül ve can bedenin içinde yaşar. Dolayısıyla beden, onların evidir. Sevgili bakışlarını onların üzerinde başka tarafa çevirerek onları dert sahibi edip bu evde yalnız bırakmıştır. Bu hâliyle onlar öksüz kalmış iki kardeş gibidirler. Aşağıdaki beyitte de Hilâlî (16.yy) can ve gönlün bu maceralarını dile getirmiştir. Sevgilinin bakışları âşığın gönlüne tesir ettiği için, bakışların âşık üzerinde başka tarafa çevrilmesi ondan uzaklaşması demektir ki bu da onu hasta etmeğe yetmiştir. Bu hâliyle gönül ikiz kardeşi gibi olan canı da etkilemiştir. Dolayısıyla can da hasta olmuştur. Can ve gönlün bu hâli kimsesi olmayan iki öksüz kardeşin bir yerde hasta olarak yatması ve hiç kimsenin onlarla ilgilenip yarasını sarmaması durumuna benzetilmiştir. Beden de onların evi olarak düşünüldüğünde beyitteki gam evini hatırlatır. Diğer taraftan, “çeşm-i bîmâr” terkibindeki bîmâr kelimesi aslında hasta anlamına gelmekte beraber burada “hasta edecek derecede etkili” anlamını taşımaktadır. Beyitte bu kelimenin tercih edilmiş olması hasta kelimesiyle tenasüplü olarak kullanılmasındandır:
Çeşm-i bîmârun fırâkıyle dil ü cân hastadur
İki öksüzdür yatur gam-hânede tîmârsuz

(Baygın bakışlı gözden ayrıldıkları için gönül ve can hastadır. (Bu hâliyle onlar), gam evinde yaralı bir hâlde yatan ve yaraları sarılmayan iki öksüz gibidir.)

Alınan kaynak;
Türk Kültürü İnceleme Dergisi 11, İstanbul 2004, 87-110.
Makale adı;
Klâsik Türk Şiirinde “Yetim”- Sebahat Deniz.
Altinay is offline   Reply With Quote
Cevap


Currently Active Users Viewing This Thread: 1 (0 members and 1 guests)
 
Konu Saçmaları

Mesaj yazma kuralları
You may değil post new threads
You may değil post replies
You may değil post attachments
You may değil edit your posts

vB code is On
Smilies are On
[IMG] code is On
HTML code is Off
Forum ağacı


Zaman aralığı: GMT +2. Şu anda saat 10:52 AM.



Powered by vBulletin Version 3.5.4
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd. eXTReMe Tracker